27 Haziran 2017 Salı

Pardon, isminiz neydi?

İsmimi hepiniz biliyorsunuz.



Eren.


Aslında tam olarak öyle değil, öyle de... İşte.


Peki yazımı okumaya var mısınız?


Gözleriniz bu satırlara indiyse. Başlıyorum o halde.

Yıl 1992, mayıs ayında dünyaya geldim. Babam ve annem kafa kafaya vermişler. Anlamı çok güzel, hem farklı da olur mantığından yola çıkarak "Eren"i uygun görmüşler. Doğru düşünmüşler, Türkiye'de kullanılan "unisex" isimler arasında en nadir olanlarından biri diyebiliriz. Bu konuya ilerleyen satırlarda detaylı değineceğim. 

Şimdi pek bilinmeyen tarafa geçiyorum. İkinci adımın hikayesine. Yaşım itibariyle kendisini görmemin imkansız olduğu bir kişi var. Anılarını çok dinledim. Siyah beyaz fotoğraflarda karşıma çıktı. Ağzı dualı, iyi kalpli ton ton bir babaanne geliyor gözümün önüne. Sevgili torununu çok severmiş, yani babamı. Babam da tabi onu ve demişki kızımın diğer adı Şükriye olsun. Bir eski isim bir unisex isim. Uyum müthiş gerçekten. :) Şaka bir yana, ninemizi tanımak isterdim. Resmi işler, sınav kağıtları ve lise öğretmenim dışında bana Şükriye diye hitap eden olmadı. Eren her zaman bana ait gelmiştir, Şükriye kimlikte kalmıştır. Kulak alışkanlığı da yok, belki de bu yüzdendir. Kim bilir.

Yeni okula başlamışsınız. Etrafınız Ayşe, Fatma, Mervelerden geçilmiyor. İdrak edemiyorum. Neden benden başka yok? Eren diye neden başka bir kız göremiyorum çevremde. Dünyada Eren adında tek kız ben miyim? Kafamda deli sorular. Eve geliyorum. Başlıyorum ağlamaya.

"Bana erkek ismi koymuşsunuz!"

Bizimkiler bıyık altından gülüyorlar. Ne deseler susmuyorum. Sonunda pes ediyorlar. Büyüyünce anlayacaksın diyorlar. Büyüdükçe anlamaya başlıyorum. Eren adında insanlar tanıyorum. Erkek olsalarda. Onlar için de enteresan tabi.:) Bir de üzerine dört kızın delice dans ettiği "Hepsi" grubu piyasaya çıkıyor.  Aman Allahım. Hayatımda gördüğüm tek  hemcinsim "Eren Bakıcı". Anında hayran oluyorum. Babama albümlerini aldırıyorum falan.

Büyüdükçe traji komik olaylar silsilesi vuku bulmaya başlıyor. Doktora gidersin Eren bey, telefonu açarsın Eren bey, otobüs bileti alırsın bayan yerine bay ifadesini görürsün... Toplumumuzda algı öyle bir yerleşmiş ki... İnsanlarla tanışma anımda onların o şaşkın bakışları. Bu kulaklar neler duydu. Kimliğini çıkart bakacağım diyeni bilirim. :D Acaba, merhaba ben Şükriye Eren desem ne derler diye bazen düşünüyorum. Hani ismimi tamlama yapmak gibi. Misal Ömer Faruk. :P (Canım dostuma selamlar buradan).  

Ben ve kız arkadaşlarımın en eğlendiği kısma geliyorum şimdi. Sevgilileri işletme muhabbetimiz. Hele cicim aylarında iseler ohhhh.

 "Aşkım, Eren geldi. Yemek söyleyeceğiz birazdan."  

Tepki aynen şöyle.

Telefonda ise; ses tonu bir anda düşer, ciddileşir, arkadaşım gülmemek için kendini zor tutar, devam ettirebildiği yere kadar gider. Mesajlaşma boyutunda ise; cümleler kısalır, soru işaretleri bolca kullanılır ve sonunda ikimizin fotoğrafının olduğu bir özçekim veya benim telefona ufak bir merhaba dememle konuşma noktalınır.

Gelelim, yaklaşık iki gün önce yaşadığım son cinsiyetçi anıma.

Starbucks kuyruğundayız. Sıkça tercih ettiğim mekanlardan olmadığı için içtiğim şeyler belli. Farklılık olsun diye kahve kısmını arkadaşıma bıraktım. İsimlerimizi de o söyledi haliyle. Hani böyle çok "cool" bir şekilde yazıyorlar ya bardaklara... Beklemeye başladık. O sırada bizden başka kimse yok etrafımızda. Sadece iki kişiyiz. Çocuk sesleniyor. "Eren bey, Eren bey". Ama nasıl bakıyor sağa sola. Halbuki önüne baksa oradayım. Buradayım diyorum. Yüzüme bakıyor. Mahcup. Kusura bakmayınlar vs.

Yüzümde muzip bir tebessüm.

"Önemli değil, alışkınım."


Ben Şükriye Eren Gedik, Namı-diğer Eren Gedik. Hatta bazen Ero, Erocum, Eroşum.. :D 


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Copyright © 2014 Hayatımdan Seçtiklerim

Distributed By Blogger Templates | Designed By Darmowe dodatki na blogi