11 Şubat 2017 Cumartesi

Mesleği sevdiren insan

Dün okuduğum bir haber üç yıl öncesine götürdü beni. 

Aylardan eylül. Gazetecilik bölümünü kazanmış, ikinci bahar misali havalara uçuyorum. Emeklerimin karşılığını almak bir yana içimdeki bilgi açlığını bastıramıyorum. Okulun kayıt günü listelerde adım çıkmasa da geçici bir sorun olduğunu öğrenip rahatlıyorum. Sadece ben değil, tüm dikey geçişliler aynı durumdan muzdaripmiş. Sonraki gün danışman hocamın yanına gidiyor, başındaki kalabalığa rağmen ders kaydı hakkında bilgi alıyorum. Konu Ege Ajans stajına geliyor. Bilmeyenler için kuruculuğunu Yrd.Doç.Dr. Oğuzhan Kavaklı hocamızın yaptığı bizlerin hem haber yazmayı öğrendiği hem de tecrübe kazandığı ev sıcaklığında bir yer burası. Tabi herkes için öyle değil, öğrencilerin hatta bazı hocaların dahil elimizdeki imkanların önemini anlayamadığı bu güzel mekan, Türkiye’de üniversite bünyesinde kurulan ilk haber ajansı olarak çalışmalarına devam ediyor. Bugünlerde ise 31 yıl öncesine uzanan geçmişini kutluyor. Daha nice güzel senelere!

Staj bilgilerini almak için bir aşağı katın yolunu tutuyorum. Cam kapıdan içeri girdiğimde etrafa bakıyorum. Karşıma kitaplar, koşuşturan öğrenciler ve bilgisayarlar çıkıyor. Hemen karşıda bir oda görüyorum. Evet, sanırım buldum... Kapı sonuna kadar açık. İçeriye girmeden iki kere tıklatıyorum. Gel diyor babacan bir ses. Masasının başında yığınla kağıtların içerisinde bir şeyler okuyan, gözlüklü, saçları ve sakalları ak ton ton bir amca görüyorum. 


+Merhaba hocam size bir şey danışmaya gelmiştim. Uygun musunuz? 
-Buyur kızım söyle dinliyorum.

Her şey böyle başlıyor. Bundan sonra o kapıdan her içeri girdiğimde beni asla reddetmeyen, sorularıma bıkmadan cevap veren mesleğine gönülden bağlı güzel bir insan buluyorum. Haber yazmayı, başlık atmayı, sayfa düzenlemeyi öğretmek bir kenara, bizlere söylediği tüm sözler kulağımıza küpe olacak nitelikte. Tecrübe konuşuyor sözünün vücut bulmuş hali gibi. Maşallah hocam. Siz hep var olun. İletişim fakültesi günlerim boyunca beni üzen, umutlarımı yer yer tüketen, nasıl yapacağız bu işi diye sorgulatan pek çok olay yaşadık. Ama sizin dersinize her girişimizde bizlerin moralini bozmak yerine, mesleğin zorluklarını göz ardı etmeden istedikten sonra hepsinin üstesinden gelebileceğimizin mesajını verdiniz. Yapıcı tutumunuz size sevgimizi her geçen gün arttırdı.

Geçen ay yaptığım İzmir ziyaretinde üniversite arkadaşlarım ile yeniden fakültemizde bir araya geldik. Tabi ajansı ziyaret etmeden olmazdı. Orası bizim için sadece haber yazma yeri değildi. Buluşma adresimizden tutun, sınavlara çalıştığımız bir kütüphane niteliğindeydi. Hatta geçen seneki doğum günümü orada kutladık. Asla unutamayacağım...

Kısa bir anı ile yazımı noktalıyorum. Aralık ayının son günüydü. Oğuzhan hocamız ile dersimiz var. Akşama yılbaşı. Biliniyor ki hoca kolay kolay ders iptal etmez. Hatta girmediği nadirdir. Eğer derse gelemediyse ya önemli bir işi vardır ya da şehir dışındadır. Bizimkilerle konuşuyorum. Okula gelmeyeceğiz diyorlar. Emin olamıyorum, içim içimi daha fazla yemeden okula gidiyorum. Bakıyorum benim gibi iki üç kişi kapıda bekliyor. Hoca çıkıyor odasından. Ders olacak mı diye meraklı gözlerle bakıyoruz. Gülümsüyor. İsterseniz yapayım diyor. Hepimiz birbirimize çaktırmadan bakış atıyoruz. Sevgili hocamız farkediyor durumu elini öpüyoruz. Yeni yılınız kutlu olsun çocuklar. Bugün ders yapmayacağım diyor.

Aşağıdaki fotoğraf kep töreninden bir gün öncesi. Dağıtım yapıldıkta sonra ütüsüz kırış kırış demeden hocamızın yanına koştuk. Dört kafadarlar takımı olarak hatıra fotoğrafımızı çektirdik. Çok güzel zamanlar geçirdim. Eskiden en fazla lise yıllarımı özlüyorum derdim şimdi üniversite günleri bir adım öne geçti. Öğrenciniz olduğum için çok şanslıyım hocam, iyi ki varsınız...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Copyright © 2014 Hayatımdan Seçtiklerim

Distributed By Blogger Templates | Designed By Darmowe dodatki na blogi